Dua Vakti!
Sidre'den
Hikâye
Kavak Ağacı ile Kabak
Ulu bir kavak
ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe
bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve
güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile
aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
-On yılda, demiş kavak.
-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!
-Doğru, demiş kavak.
Günler
günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak
üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya
doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:
-Neler oluyor bana ağaç?
-Ölüyorsun, demiş kavak.
-Niçin?
-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.
1.Ders:
Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz. Kolay
kazanılan, kolay kaybedilir. Her işte alın teri ve emek şarttır.
Bülbül

Hiç mi gülmez dünya sana her seher ahu zardasın?
Ezelden efkar yüklüsün devamlı mı zarardasın,
Gaflet darbesi inletir,lakin eski karardasın,
Uyur canandan olursun,uyandıkça figandasın.
Gözyaşın kan,nakışın gül,yok mu tezgahında ayar,
Aleme renk renk açılır,sana kasıtlı mı ağyar,
Matemin cihanı tutar,öyle hazin velvelen var,
Gülşende mekan tutarsın,baharında hazan ağlar,
Aşk yüzünden perişansın maşukunda yok mu vefa?
Nasıl bir feryada düştün sinende kor elde sefa,
Yine ben anlarım seni düşmana zül,dosta cefa,
Senin ömrün güle cilve,bana yasalar bivefa.
Ben mi bilmem inlemeyi,sen her dem karamsarsın?
Figan arşı kuşatır,cihanı yasa boğarsın
Sana gam yükleyen gülün bırak goncası sararsın,
Canan üzmez canı bunca,yoksa sen mi riyakarsın.
Gör değişen hayatımı gözyaşım sineme akar,
Alemin dışı gülistan içi felekleri yakar,
Lal olmuş konuşmaz dilim gözüm alil alil bakar,
Dünya şaşkının cenneti bana mezbelik kokar.
Mecnun'u çöllerde bulan,terk edilmiş,Leyla mısın?
Sanırlar güle aşıksın,sen nakkaşa sevdalısın,
Mecnun Mevlasını buldu sen de karar kılmalısın,
Alemi hara düşürdün içten içe yanmalısın.
Kanadın uçmak için hürrriyetin sana tutsak,
Beğen yer senin gök senin bize hep karanlık afak,
Beni benden soyan oldu şu perişan halime bak,
Sen bırak ferdyadı bülbül yerindedir biz ağlasak.
Ahmet Günbay Yıldız